• sözlük yazarlarından aforizmalar

    12389.
    "Sırtüstü gömülür insanlar.
    Sen beni yüzüstü bıraktın."
    10 -1 ... sapanlavurbeni
  • görüngübilim semantiği

    1.
    "Geceleri uyuyamıyorum." Şikayeti ile bir adam psikoloğa başvurur. Psikoloğa derdini anlatmaya başlar:

    "Geceleri uyuyamıyorum, yatağa yattığımda yatağın altında biri varmış gibi hissediyorum. Bu yüzden bazı geceler yatağın altında yatıyorum. Bu sefer de üstte birisi varmış gibi hissediyorum. Aklımı kaçırmak üzereyim."

    Psikolog adama 6 ay boyunca haftada iki kez kontrole gelmesini ve bu kontrollerin seans başına 200 lira, tamamen bittiğinde ise toplamda 9600 liranın cebinden çıkacak olduğunu iletir. Adam rakamı beğenmez, çıkar psikoloğun yanından. Gidiş o gidiş.

    1 ay sonra psikolog adamı yolda yürürken görür ve sorar: "ne oldu probleminiz, devam ediyor mu?"

    Adam anlatır: "10 TL'ye hallettim. Sizin yanınızdan çıktığımda aşağı sokaktaki bara uğradım. Barmene anlattım durumu. Karyolanın bacaklarını kes dedi. Kestim. O gün, bu gündür rahatım."
    5 ... sapanlavurbeni
  • in a manner of speaking

    40.
    Nouvelle vague coverı efsane olan şarkı. insanın içine içine işler. Kadının sesi o kadar rahatlatıcı ki, bir kanser hastasına terapi olarak dinletildiğinde zarar görmüş dokuların tamiri bile mümkün olabilir.

    https://youtu.be/zXhLFb34nz4
    3 ... sapanlavurbeni
  • çocuksuz kadına nafaka verilmesi

    6.
    işin asıl rahatsız edici tarafı, senin verdiğin nafakayı yeni sevgilisi ile yiyor olmasıdır. Devlet farkında olmadan godoş yapıyor milleti. Belki de bilinçlidir.
    14 -2 ... sapanlavurbeni
  • aşk

    15795.
    Sadece şairlerin anlatabildiğine inanılan dünya üstü hissiyat.

    Aşkın tanımını yapabilmek zor değil. Fakat nesnel bir tanımı yok. Aşk tamamen öznel bir duygu. Ünlü üstadın dediği gibi "ben bu şekıl geyinirim, sen bu şekıl geyinirsin, bu şekıl geyinir."

    Yani herkesin "geyindiğine" göre değişir aşk.
    Enişte dobloya, baba at yarışlarına, anne oğullarına aşıktır. Ben de sana aşığım güzel kadın.

    Literatürdeki bütün tanımları değiştirdiğine, altüst ettiğine yemin edebilirim. inanmıyorsan aha dayıya sor. Dayı da aşık olmuş zamanında:

    Bir kadın sevmiş sırma saçlı, iri iri gözleri olan, gerdanı bembeyaz, sureti cennet! istemeye gidecekleri gün, başkasına vermişler kızı. Babası dövmüş bir de üstüne. "Utanmıyon mu lan görüştüğü olan kıza bizi istemeye getirmeye?" Demiş. Bilmezmiş ki, kadın da adamı seviyor olsun. Kızı başlık parasını daha çok veriyor diye ağla zırla başkasına vermişler.

    Cehalet işte. Anlamamış baba. Babaya laf söyleyebilmeye, Anlatabilmeye ne hacet genç adam.

    Yıllar geçmiş, bizimkisi dayanamamış acıya, hasrete. Nerelere gitsem, ne etsem derken kendini Ankara'da buluvermiş. Üç de çocuk vermiş eline, gönlüne yabancı bir kadın. Gönül hala Çorum'un bayat ilçesine bağlı bir köyünde tabii.

    O dayı şimdilerde güvenparkta gül satıyor.
    Dolmuş duraklarına giderken ona rastlayabilirsiniz.
    En ucuz gülü o satar her daim, cevabı da hazırdır:

    "Ben gül veremedim sevdiğime, siz verin."

    Aşk benim nezdimde budur.
    inanmıyorsan "aha dayıya sor."
    4 -3 ... sapanlavurbeni
  • durum hissetmek

    82.
    bir gün bu başlığa entry gireceğime dair farisa'ya söz verdim. gün, sözünü tutma günüdür.

    ***

    uyandım.

    camın başına geçtim. camı sonuna kadar açtıktan sonra, perdeyi araladım.
    rüzgâr yüzümü kırbaçladı. sakındım yüzümü rüzgârdan.

    iki boy büyük gelen montumu üstüme giydim, iki çift de eldiven. şapka takmadım o gün.
    dışarıya çıktıktan yaklaşık 15 dakika kadar sonra, kulağımı hissetmemeye başladığımı fark ettim.
    dokunsalar tuz buz olacaktı sanki. ısrarla oynamaya devam ettim. buse'nin üstüne kar attım, abim beni kara yatırdı.
    dondu ellerim. dondu bedenim.

    ağlayarak eve koştuğumu hatırlıyorum. cam kırıklarının üzerinde koşuşturuyor gibi, kırıklar ayak tabanımı parçalıyor gibi.

    eve girdim. annem donmak üzere olan gözyaşlarımı sildi.
    camdan abime bağırdı:

    - gerizekalı, donmuş çocuk!

    haylaz bir sırıtma ile yanıt verdi abim.

    sıcak su torbasını aldı annem, önce avuçlarımın arasına, sonra bacaklarımın.
    katı katı olmuş çoraplarımı çıkartıp, ayaklarımı ovaladı.
    üstüme de bir battaniye örttü.

    aradan geçen on dakikadan sonra camın başına geçtim. camı sonuna kadar açtıktan sonra, perdeyi araladım.
    abimleri izledim. ayaklarım sıcak, ellerim sıcak, sırtım sıcak.
    bir de çay tutuşturdu annem elime.

    ***

    çocukluğumu düşündükçe elemlenirim, benzim sararır...
    6 -1 ... sapanlavurbeni
  • uzak mesafe ilişkisi

    3531.
    Dokunmadan, sarılmadan, sevişmeden de bir insanı çıkarsız sevebileceğinizi gösteren ilişki türü.

    Zor mu? Elbette çok zor.
    Ama en azından kavuşmaların bir anlamı oluyor.

    Haftanın beş günü görüşmektense, üç ayda bir doya doya görüşmek de kötü değil hem. Anlatılacaklar, birikmişler, sevgi yoğunluğunun aktarımı.

    hepsi daha bir dolu dolu olur.
    31 -7 ... sapanlavurbeni
  • paranoya

    203.
    Kaba tabiri ile şüphecilik.

    Günümüz ilişkilerinin kısa sürede yıpranmasının ana sebeplerinden. Bu yüzden hep diyoruz ki, elin kızının/oğlunun durduk yere günahına girecekseniz, şu ilişki denen kavramdan uzak durun.

    Elbette ki ufak da olsa "acaba?" Sorusu kafanızda olacak. Ama Bunu öncelikli olarak kişinin davranışları, hareketleri ve yaklaşımı ile bağdaştırmalı; daha sonra ilgili konuda yol izlenmelidir. Olumlu sonuç için de, özellikle biz beyler olarak güven kavramını empoze etme zorunluluğu mevcut.

    Güven veremediğiniz kadına, çiçek vermenizin bir manası yok.

    - iyi hoş diyorsun da, biz nasıl güveneceğiz?
    + sabır canım kardeşim, sabredeceksiniz.

    Paranoyaları yok etmenin en iyi yolu sabretmek.
    Zaman her şeyi gösterecektir.

    - içim içimi yiyor, ya yanlış bir şey yapıyorsa, ya arkamdan iş çeviriyorsa?
    + O zaman attı gitti asfalyalar.
    5 ... sapanlavurbeni
  • unutulmayan dizi replikleri

    1.
    "i dreamed that i was old."

    Gece nöbeti'nin üstadı aemon targaryen'in ölmeden önceki repliği. Ayrıca "egg..." diye inlerken bahsettiği bebeğin, son bölümde aegon targaryen yani jon'un ta kendisi olduğunu öğrenmek, daha bir anlam kazandırdı.

    https://youtu.be/b2FuZKth-TM
    1 ... sapanlavurbeni
  • kendini yakışıklı sanan çirkin erkek

    67.
    Var böyle bir arkadaşım, Eren adı.

    Yaratılana çirkin demeyiz, bilirsiniz ki en kötü ihtimal annesinin yakışıklısıdır o. Ama benim bu arkadaşım işte o sıfata gerçekten uygun değil. Hani gel, gör. vallahi? Hakikaten estetik bir görüntüsü yok. Şımartmışlar bunu, her yerde çok yakışıklı olduğunu söylüyor, insanlar gülüyor Eren'e. Zannediyorlar ki espri yapıyor. Hatta "ne kadar kendisiyle barışık." Denilerek tebrik bir aldığı oluyor.

    Velhasıl kelam bir gün arkadaşın dükkanının önünde oturuyoruz. Eren'in babası Ömer amca da var. Sohbetliyoruz. Birden konu geçmişten açıldı. Eren'i anlatıyor Ömer amca. Ömer amcanın Doğu aksanı ile aktarmaya çalışacağım:

    "Yav bizim bu Eren tam bir manyaktır eşek sıpası. Ortaokulda Veli toplantısına gittim. Bayan ingilizce Öğretmeni var. Hafif kırık gibi kadın. bütün velilerin önünde sordu "Eren'in babası sen misindir?" diye. Dedim "benim." Cevapladı kadın "sizinle özel olarak konuşmamız gerekiyor. "Hoca." Dedim. "Herkes bilsin, ayıp olmasın buradakilere."
    "Özel." dedi. "Ömer bey, özel." Bekledik tabii toplantı çıkışına kadar. Kapının önünde yanıma gelip anlatmaya başladı:

    - ya bu Eren nedir böyle?
    + neden hoca?
    - acayip şeytan tüyü var çocukta, herkes ona aşık, başka sınıftan kızlar Eren'i görmeye geliyor sınıfa.
    + normaldir hoca. Yağız delikanlı.
    - aman nazar değecek çocuğa, nazar boncuğu falan takın.

    Diyalog bu şekilde. Sonra aradan 1 ay geçti. Öğrendik ki öğretmeni kovmuşlar okuldan. Meğersem kadın da bizim Eren'den hoşlanıyormuş."

    Bir siktir git ömer amca diyemedim, yutkundum. Eren gözlerimin içine bakıyor, ben onunkine.

    "Hala yakışıklı yauv." Dedim, ömer amcaya dönerek.

    Eren'i ailesi şımartmış ve gerçekleri o yüzden görememiş. Tipsiz olmak ayıp ya da günah değil. Ama o tipte bir çocuğu da sürekli "kassın, yünsün, kralsın." Diye pohpohlamak ortaya böyle bir sonuç çıkartıyor işte.

    ***

    "Sonradan öğrendik ki öğretmen de bizim Eren'e yazıyormuş."
    2 ... sapanlavurbeni
  • harçlık alandan harçlık veren sürecine geçiş

    1.
    Bir sene öncesinde harçlık alıp, ertesi sene harçlık vermek. Garip bir duygu.

    Tetikleyen durumlar; aileye yeni bireyler katılması, işi gücü ele almak ve büyümek.

    Yaklaşık 6-7 senedir harçlık almıyorum yaş itibari ile 3 senedir de cüzdanı boşaltıyorum bayramlarda. Bu süreç lise ikiden, üçe geçişte var bir de. Önceki sene paçaları tam olan pantolonun 3 ay sonra neredeyse dize gelmesini de anlamlandıramamıştım.

    Büyüyoruz vesselam.
    3 ... sapanlavurbeni
  • hayata dair iç burkan detaylar

    6102.
    Birader geçen hafta nikah şeyetti nişanlısıyla. Adamın hayatı cosmos, Zeitgeist ve yaradılış teorilerine ait belgeseller izlemekle geçti. Koyu ateist yani herif.

    Hasbelkader, evlendiği kızın da ailesi aşırı tutucu. Yarın bayram olduğundan, bizimkini Çankırı'ya götürecekler gece alıp. Sabah bayram namazı kıldırtacaklarmış orada. Adetmiş. Yüzü secde görsün bi pezevengin. Hahaha

    Az önce aramızda geçen diyalog:

    - Namaz kılmayı biliyo musun lan?
    + Onlar ne yapıyorsa aynısını yapıcam, ama bir şeyden korkuyorum.
    - neymiş o?
    + hani dua ederken elimizi açıyoruz ya?
    - ee?
    + dualar avuca birikiyor orada. Dalgınlığıma gelip de elim ters dönerse hepsi dökülür.
    - hahaha sağlam kafirsin.
    + tabi lan.

    Seviyorum şerefsizi her şeye rağmen.
    Başarılar aslan.
    7 -1 ... sapanlavurbeni
  • sözlük yazarlarının sesleri

    1294.
    Var herkesin bir "nazende" sevdiği elbet.

    https://vocaroo.com/i/s0YazjaoFPbs

    Azeri türküsüdür.
    8 ... sapanlavurbeni
  • bir kadından vazgeçmek

    6.
    Kadına karşı içinizde kocaman bir bahçe yetiştirme eğilimindeyseniz zor olur biraz. Ekilen çiçekleri tekrar yolmak, yıllarca hasat görmemiş toprağı yeniden talan etmek. inan bana zor iş.

    ***

    Gözlerinin içi her şeye rağmen gülen bir kadından vazgeçmek, düş sancılarını beraberinde getirir. Soğuk ayazların sabahına başka kadınlarla uyanmak, yabancı bedenlerde aşkı aramak, tüm ihtiyacı birazcık sevgi olan bir adam için zor iş. Çok da kasvetli.

    Çocukken özel güçlerim olduğuna inanırdım. Hayatın benim enerjime doğru orantılı gittiğine olan inancımı hiç yitirmedim. Öyle bir kasvet, öyle bir yangın ki yağmur yağıyor şu an ankara'ya. Çünkü vazgeçmek zor. Bir şeyler için çabalamak güç.

    Yine de bir adın kalmalı geriye.
    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde.
    Aynaların ardında sır,
    Yalnızlığın peşinde kuvvet.
    Bir adın kalmalı geriye,
    Bir de o kahreden gurbet.

    Beni affet...
    Kaybetmek için erken,
    - sevmek için çok geç.
    4 ... sapanlavurbeni
  • kemal adımı nasıl değiştirebilirim

    2.
    Acilen nüfus müdürlüğüne git.
    Sana ağır gelir zaten.
    20 -3 ... sapanlavurbeni
  • kız kankanın memeleri

    120.
    hayatında hiç yakınen bir kız arkadaşı olmamış hayvanların üşüştüğü başlık.
    bu yüzden yalnızsınız, bu yüzden otuzbirden sikiniz kabuk bağlıyor işte.

    insan olmayı öğrenin.
    8 -2 ... sapanlavurbeni
  • ben bu yazıyı kendime yazdım

    9915.
    camın kenarına çenemi dayamış dışarıya bakıyorum. her yer karanlık. rüzgârın hışırtılarını odada hissedebiliyorum. hafiften camı aralıyor ve soğuğun içeri girmesine izin veriyorum. içim üşüyor, ürperiyorum. sessizliği bozabilecek bir şeyler arıyor, fakat bulamıyorum. insanların hepsi uçsuz-bucaksız bir uykuya dalmış gibi. birden sokağa çıkmaya karar veriyorum. gecenin sessizliğini sokak köpekleri bozuyor. ayakkabımın çıkarttığı sesler, köpeklerin havlamasına eşlik ediyor. apartmanın önündeyken odamın camına bakıyorum. birisi camın kenarına çenesini dayamış, dışarıyı izliyor. içimi bir huzursuzluk kaplıyor. biraz yürüyorum. evin hemen dibindeki parkta buluyorum kendimi. kaydırakların oraya geldiğimde çevremdeki ruhları hissedebiliyorum. salıncakta oturup sessizce beni dinliyorlar. ağzımı bıçak açmıyor.
    kaydıraktan kayan küçük bir kız çocuğuna gözüm ilişiyor. ağlıyor aralıksız, hıçkıra hıçkıra...
    ağlıyor, ama yukarı çıkıp tekrar kaymaya devam ediyor. bir ara göz göze geliyoruz. bana rüzgârın böldüğü silüeti ile arkama bakmamı işaret ediyor. arkamı döner dönmez, yaşlı bir adam görüyorum. "git" diyor bana. "uzaklaş buradan!"
    koşmaya başlıyorum eve doğru. ayağım bir taşa takılıyor ve olduğum yere devriliyorum...

    ***

    kan ter içinde uyandım.

    aynaya bile bakmadan evden çıktım direk.
    içimden "deniz olsaydı martılara atardım birazını." diyerek önümdeki simitten bir ısırık aldım.
    masadaki çayı hiç içmeden, simidi de yarım bırakarak kalktım oturduğum kafeden. o sırada telefon çaldı. arayan mustafa:

    - çıksak ya biraz dışarı?
    + dışarıdayım zaten.

    koordinat verme faslından sonra buluştuk. parka geldik ve biraz sohbetledik.
    daha doğrusu ben konuştum, mustafa sadece beni dinledi.

    lisedeki sevgilim esra geldi aklıma.
    peşinden yüz tane herif koşuyor, o ise ısrarla ve hasbelkader seçimini benden yana kullanıyordu.
    her gün okul apaçilerinden biri tarafından tehdit ediliyor, çoğuna cevap vermekten kendimi alıkoyuyordum.
    en sonunda dayanamayıp bir tanesine: "okul çıkışında pazarın oraya gel, teke tek kavga edeceğiz." diyerek bu döngüye son vermek istiyordum artık.

    anlaştığımız saatte orada buluştuk. kalıp olarak benden epeyce iri bir çocuktu.
    kavga başladı.
    yüzüme bir yumruk salladı. yumruğun yüzümde patlaması ile dudağımdan akan kanlar sular seller halinde...
    aradan sıyrılıp, bir sağlam da ben vurdum. yere düşürünce iki, üç...

    lise kavgalarının hep maçı sonlandırıcı bir hakemi vardı. bana "kavga bitti" işareti yaparak beni itti.
    ben kazanmıştım. yüzümde mağrur bir ifade, içimde bir huzursuzluk...
    "berkay!" diye bir ses duydum uzaktan. ses farklı isimler dahil edilerek çoğalıyordu.
    bir anda 8-10 kişinin üzerime doğru koştuklarını görüyorum.. sonrasına dair hatırladıklarım kısıtlı:

    esra benden ayrıldı, üstüm toz pislik içinde, annem lavaboda kanlı yüzümü yıkadı...

    ***

    telefon tekrar çaldı.
    arayan tuğçe'ydi:

    - dayanamıyorum artık, yemin ediyorum dayanamıyorum...
    - nasıl olacak böyle? ayrıl diyorum artık. korkma bu kadar.
    + öyle olmuyor işte! öyle basit değil işte!

    kocası ile arası yine bozulmuş.
    ne zaman ayrıl desem, konuyu ya da telefonu kapatıyordu.
    kısa bir konuşmanın ardından, telefonu kapattı.

    mustafa ile vadi'ye geçtik.
    iki kişi daha katıldı yanımıza.
    onlar alkol aldı, benim canım istemedi.

    tam da güzel bir sohbet dönerken, hafiften ihtiyar bir güvenlik bize seslendi:
    "arkadaşlar burada içemezsiniz, kaldırın onları ya da şu karşı tarafta için." diye yukarıdaki ağaçlık yeri gösterdi.

    tebessüm dahilinde teşekkür ederek, eliyle gösterdiği yere kurduk kampı.

    ***

    birdenbire önceki geceye geri dönüyorum.

    mustafa sessizce beni dinliyor, tuğçe her gün ağlıyor fakat ısrarla evliliğine devam ediyor, güvenlik "gidin buradan diyor" parmakları ile başka bir yeri gösteriyor. yüzüm düşüyor, sohbet bozuluyor, gülmeler kesiliyor.
    kalkıyorum yanlarından, yürümeye başlıyorum. eşlik ediyor bana yaprak hışırtıları.
    bir eski sevgili düşüyor aklıma; gittiğinden beri, bir yüzüm kırmızı.

    ***

    ben eve dönmüşüm...
    ellerim kirliymiş...
    annem bile yıkamamış...
    2 -1 ... sapanlavurbeni
  • kelebek

    323.
    Masumiyetin, güzelliğin simgesi.

    Kelebekler dünyanın bütün çirkinliklerinden arınmış, kendini tamamen güzelliğe adamış özel canlılardır. Bir kelebek size asla zarar vermez, kedilerle de bir problemi yoktur öyle. Kediler rahat vermezler ona. Dikkat çeker çünkü.

    Çünkü güzeldir kelebek. Bu gezegende güzel olan her şey, çektiği ilginin bedelini öder.

    Kelebek aynalara neden konar biliyor musun?
    Kendi güzelliğini, yansımasını izlemek için. izleyip memnun olmak için.

    Kanat çırparken fırtınalar yarattığını hisseder o ufak cüssesi ile. Ama kimseler farkına varmaz.

    Akşam olur, başlar hüzün.
    Son saatlerinde uçmaz kelebek. Konar bir yaprağa, ölümü bekler. Güzel, dolu dolu bir günün ardından önce kanatları düşer, sonra ürkek bedeni.

    Kelebekleri sevin. Dokunmayın, kovalamayın.
    Bırakın aynalarınızda kendilerine baksınlar.

    kelebek... gökten düşmüş bir melek.
    "Kısacık hayatını, bir ömür değil sanma."
    5 ... sapanlavurbeni
  • sözlük yazarlarından aforizmalar

    12346.
    "Saçlarını sevsinler senin!
    Yalnız benim ellerim..."
    2 ... sapanlavurbeni
  • ben bu yazıyı sana yazdım

    32993.
    "Umarım zaman sana hayatın boyunca yanında olmasına ihtiyaç duyacağın kişiyi, geçmişinde nasıl yok ettiğini gösterir."
    8 ... sapanlavurbeni
  • yeni şeyler getiriyorum